Ateşin Ve Güneşin Çocukları


Ateşin Ve Güneşin Çocukları

Ateşin Ve Güneşin Çocukları

Ateşin Ve Güneşin Çocukları

Ateşin Ve Güneşin Çocukları

Ozlenen ates yakilmisti sonunda
Elden ele butun dunyaya tasinmisti
Kivilcim dansiydi gozlerdeki sevinc
Kavga daglarda bilinci kusanmis
Zindanlarda dirence sarilmisti
Ve haykiran dudaklar
Her ihanet vakti col col yarilmisti
Bir agittir belki Agri’da Zilan deresi
Dersim’de Lac deresi bir kanli siir
Oysa bir destandi Diyarbakir kalesi
Ve Diyarbakir zindaninda
Atesle sevisen ‘dortlerin gecesi
Ne ki zindan – ne ki tutsak olmak
Ne ki kavga – ne ki daglarda vurulmak
Bir sehpada idam olmak ne ki
Ihanet utanciyla yasamak var ya hani
Onursuzlugun lagim cukurunda yok olmak
Uniformali bir Dehak onunde durmak
Ve beyninin iCindekileri bir bir kusmak
Sonra bir et yiginina donusup kalmak
Iste buydu Diyarbakir zindaninda yasamak
Sesler ihanete donusurdu her gece
Bir tas corba – bir dilim ekmek ugruna
Ihanetler acilara donusurdu kallesce
Acilar hep turkulere vururdu kendini
Etten ve kemikten insan olur mu
Beyinsiz insan ayakta durur mu
Ayni kavgaya gonlunu verenler
Dostunu ihanet ile vurur mu
O zindan ki zincir sesidir sarkisi
Her sozunde bir ciglik yukselir
Her notasinda bin ofke
Her dizesinde bin isyan beslenir
Isyan siirlere
Siirler yureklere seslenir
O zindan ki her yemek vakti
Tutsak agizlari kanla suslenir
Onur kaleleri yikilirken birer birer
Yureklerde dal budak salar ihanetler
Ve dusman kasetinde u”c onder
Beyinlerini kusarak dusmana sergiler
Ayni anda siradan bir nefer
Hic aldirmadan onderlerinin sesine
Tutsaklik icinde ozgurlugu soyler
Sus dostum sus – sozun yarida kalsin
Ozgurluk dilinde kilitli kalsin
Baslar egilse de acilsin gozler
Konusan onderler geride kalsin
Ne zaman umutsuzluk cokse direncin kiyisina
Bir aci saplanir yuregin tam ortasina
Koguslar susar
Parmakliklar durur
Ranzalarda kullenen umutlar aglar
Geriye dogru atilan her adim
YakIlan ates ustune yagmur diye yagar
Anlatilmaz bir destandir yasanan
Ne soze gelir ne saza
Kirbaclar sopalara ve zincirlere karisir
Oluler ayaklara dolanir geceleri
Kanli battaniyelere sarilir
Her direniste tabutlarla cikilir disari
Gozyaslari zilgit seslerine katilir
Elleri hep koynunda kalir kizlarin
Analarin gozleri dikenli tellere takilir
Bir acili sessizlik sarar yurekleri
Dicle’nin sulari susuzluga cakilir
Kale burclarindaki akbabalara
Ve uniformalar giyinmis yeni Dehak’lara
Yalnizca zindanin mazgallarindan bakilir
Bir adam cogalir bir basina hucresinde
Yuregi Kawa’dadir gozleri Babek’te
Atesler yanarken dag doruklarinda
Ihanet zindan karanliginda kol gezmekte
Kawa’lara Babek’lere bir yandas gerek
Bu zindan karanligina bir ates gerek
Cevrilen ihanet carkini kirmak icin
Olumu gogusleyecek bir yoldas gerek
Bir anda yirtilir zindan karanliklari
Sessiz bir gurultuyle sarsilir duvarlar
Patlar bir beyinde Newroz isiklari
Ey atesin ve gunesin cocuklari
Hani bilincin sesi yureklerimizde
Gozlerimizde inancin sancaklari nerede
Bu gidise dur demek gerekir bilirim
Hucrede her saniyeyi bir yil eylerim
Bir ates yaktik sonmesin diye hicbir yerde
O ates sonerse yasamayi neylerim
Bu yuzden u”c kibrit ile Newroz gunu
Yuregimi sizlere armagan eylerim
U”c kibriti bayrak diye devralan
Ki daglari delip dostlarina yol kilan
Haykirdi olum haberini onde gidenin
Ozgurlugu zindan karanliginda gunesleyenin
Ey bu kavgaya gonul verenler
Ser yerine sir verenler
Serden gecip de sir vermeyenler
Bu zindan karanligi yirtilsin diye
Bu ihanet duvarlari yikilsin diye
Newroz gecesi bir onder
Atesi bedeniyle zindanlara tasimistir
Olurken bile hucresinde
Bizlere kIstan bahari mustulamistir
Atesi saraylara – komurlerde degil
Bir isik ugruna yureginde yakmistir
Silinmiyordu gozlerden suzulen yaslar
AksIn diyordu herkes – aksin
Aglamayi unutmus gozler aglasin
Gozyaslari alev alev harlansin
Dudaklarda tutusup dillerde sahlansin
Olen artik yureklerde bir bayraktir
ihanet yolunda durulan?bir duraktir
Karanlikta bir cingi ates
Korlere yol gosteren bir isiktir
Atilan zilgitlar bir baskadir o gun
Bir bayram gunu olumu sevmek
Olumsuzluge duyulan bir askadir o gun
Dolasti u”c kibrit elden ele sessizce
Hucreden hucreye
Kogustan kogusa gizlice
Konusuldu ugrun ugrun
Tartisildi geceler boyu ince ince
Zindandan daglara vurdu savkini
Daglardan en kalabalik kentlere
Dallarda ciceklere verdi rengini
Nehirlerde en coskulu kopuklere
Dolasti yurdunu boydan boya
Sazda kirIlmayan tel
Dilde susmayan soz oldu turkulere
Zindanda yurekler yine baskida
Eller bagli – govdeler askida
U”c kibritin atesi sonsun istenir
Inanclar ihanete donsun istenir
Dusunceler zincire
Sevgiler prangaya vurulsun istenir
Yureklerde caglayan ozgurluk suyu
Bulana bulana durulsun istenir
Uniformali bir Dehak’in sahsinda
Zalimin zulmu kurulsun istenir
Baskilar yetmezse itirafta bulunmalara
Yapilan itiraflar dinletilir tutsaklara
Iste biri – biri daha – biri daha
Susardi butun koguslar
Donerdi bir anda sessiz mezarlara
Ve ciglik cigliga o sessizlik
Binlerce ofkeyi
Binlerce isyani doldururdu bakislara
U”c kibriti dortlemek derdi bir ses
Dort kibriti beslemek
Ve olumu isyan atesleriyle duslemek

Adnan Yücel




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*